Hiçbir Şey Yapmamanın Sanatı: Niksen Felsefesi

Modern dünya, boş kaldığımız her anı bir suçluluk kaynağına dönüştürmekte oldukça usta. Bir şeyler okumalı, bir podcast dinlemeli, spora gitmeli ya da en azından mailleri kontrol etmeliyiz... Sürekli "aktif" ve "üretken" olma baskısı, zihnimizi durmaksızın çalışan bir motor haline getiriyor. Boş zaman kavramı bile artık kişisel gelişim ajandalarıyla doldurulmuş durumda. Oysa zihnimizin de tıpkı bedenimiz gibi sadece durmaya, dinlenmeye ve hiçbir şey üretmemeye ihtiyacı var. Hollandalıların "Niksen" olarak adlandırdığı ve tam olarak "hiçbir şey yapmamak" anlamına gelen felsefe, bize tam da bu kayıp lüksü hatırlatıyor.
 

Niksen, bir amaca hizmet etmeyen, planlanmamış ve bilinçli bir eylemsizlik halidir. Telefonu bir kenara bırakıp sadece pencereden dışarıyı izlemek, arkaya yaslanıp tavanı seyretmek ya da düşüncelerin hiçbir yere varmadan zihinde özgürce uçuşmasına izin vermektir. Bu durum bir tembellik ya da zaman kaybı değil; aksine zihinsel bir yenilenme sürecidir. Beynimiz hiçbir işle meşgul olmadığında, arka planda gün boyu topladığı verileri işlemeye, anıları düzenlemeye ve yaratıcı bağlantılar kurmaya başlar. En parlak fikirlerin genellikle duşta, yürüyüş yaparken ya da tam uykuya dalmadan önce gelmesi tesadüf değildir. Kendimize hiçbir şey yapmama izni verdiğimizde, zihnimizin o bitmek bilmeyen uğultusunu kısar ve ruhumuza nefes alacak bir alan açarız. Hayatı sürekli bir yapılacaklar listesi olarak yaşamayı bırakıp bazen sadece "olma" haline geçmek, bu kootik çağda kendimize gösterebileceğimiz en derin şefkatlerden biridir.

Not: Bu metin, blog sayfanızın tasarımı ve metin yerleşimi test edilebilsin diye yer tutucu (placeholder) içerik olarak hazırlanmıştır.  

— Blogger Plus
Yazıları beğendiniz mi?
Yeni yazıları Blogger okuma listenizden takip edin.
Takip Et